12 Ağustos 2018 Pazar

Yazmayı bırakıyorum #7

Arkadaşlar yazmayı bırakıyorum.Blogum açık kalacak fakat hani dedim ya size hep öğrendiklerimi aktarmaya çalıştım diye.Öğrendiklerimden biri de şudur.Kimse için uğraşmayın, kimse için yaşamayın.Kimseyi değiştirmeye çalışmayın, düzeltmeye çalışmayın.Bu hayatta en önemli hatta tek önemli olan kendinizdir.Hayat başka insanlar için uğraşılmayacak kadar kısa.Blogu silmeyeceğim yazılar boşa gitmesin fakat daha fazla da uğraşmayacağım.Hem pek de iyi bir tavsiyeci değilim ki verdiğim tavsiyeleri kendim uygulayamıyorum.Aslında hayat da böyle değil midir?Doğruları bilirsiniz fakat uygulamazsınız.Ders çalışırsanız başarılı olacağınızı bilirsiniz fakat çalışmazsınız.Sigara içerseniz öleceğinizi bilirsiniz fakat içersiniz.Ben yapmam gerekenleri geç öğrendim belki de bu yüzden uygulamaya sokmakta zorlanıyorum.Her neyse dediğim gibi.Sizi düzeltmeden önce kendimi düzeltmem gerekiyor.Zira her koyun kendi bacağından asılır.Kendinize iyi bakın.

Mutluluğun formülü: kafaya takmama sanatı #6

Hepinizin pozitif insanlar olduğunuzu varsayarak mutluluğu aradığınızı düşünüyorum.Mutluluğun tek bir formülü var.O da kafaya takmamak.Soruyorsunuzdur şimdi ; ''kafaya takmamak zorunda kalcağımız durumlar yaşamak zorunda mıyız?'' diye.Ne yazık ki evet.Hayat bir maratondur.Zorlu bir maratondur,bir engelli koşudur.Mutluluk ise o yarışı tamamlayan yarışmacının sevincidir.Hayat karşınıza her daim zorluklar çıkarır.Zorluklar asla bitmez.Fakat insanlığın olayı budur.Başınıza bir takım zorluklar gelir ve siz bu zorluklarla mücadele edersiniz, zorluklardan sıyrılır mutluluğa kavuşursunuz.Mutluluk için ilk adım gereksiz insanların sizi mutsuz yapmasını engellemek.Sizin için gram değeri olmayan(sizi üzdüğüne göre sizin de onda pek değeriniz yok) insanlara söz hakkı vermeyin.Karşınıza çıkan gelişi güzel eleştiri yapan insanlara şu soruyu sorabilmeyi öğrenmelisiniz.Sanane?Kendinize de şu soruyu sorun.Mutluluğunuza bu insan mı engel olacak?Sizin hayatınız için kararları alan kişi karşınızdaki mi?Biraz da cesaret işidir mutluluk.Mutluluğu hakedecek kadar cesur musunuz?Değilseniz bir an önce toparlanın.Çünkü hayat kısa.Lise,üniversite hayatınızın belki de en güzel anlarını içerecek.Bu güzel dönemleri gereksiz insanlar yüzünden mutsuz,boş geçirmeye değer mi?Söylediğim gibi hayat kısa ve mutsuz yaşanamayacak kadar güzeldir.Ufak şeylerden mutlu olmayı da bilin.Mutlu olabilmek için hayatınıza büyük,değerli insanların girmesine ya da güzel,eğlenceli mekanlara gitmek gibi bir ihtiyacınız olmasın.Okuduğunuz bir yazı ile güldüğünüz bir replik ile ya da sevdiğiniz bir dizinin yeni bölümü ile gelen mutluluğu yakalamaya çalışın.Hayata negatif bakmayın.En önemlisi ise mutluluğunuz karşısında engel olduğunu düşündüğünüz biri var ise ya da o kişi hakkında ufacık dahi olsa bir tereddütünüz var ise o kişiyi hayatınızdan çıkarın.Sosyal medyada takip ediyosanız takipten çıkın,okulda ya da sokakta yüzyüze gelirseniz selam dahi vermeyin.O soğukluğu hisseden insanlar hayatınızdan çekilir.Bu da size bir galibiyet hissi verir.İşte mutluluğun ilk adımı.Size bir nevi motivasyon verebileceğini düşündüğüm,konumuzla alakalı olan ''Yes Man'' isimli filmi seyretmenizi de öneririm.

Yalnızlık/Tek tabanca olmak? #5

Önceki 4 yazımda yalnızlığı kötü bir şey gibi açıkladığımı farkettim.Bu yazı bir düzeltme yazısı olsun.Şöyle ki yalnızlık zorunluluk değil, bir seçim olduğunda güzeldir ve kanımca yaşanması en önemli tecrübelerden biridir.Yalnızlık size gerektiğinde tek tabanca takılmayı öğretir.Tek tabanca takılmak.Güzel bir söz.Eğer insan bunu başarabiliyorsa her şeyi başarır şahsen.Tek tabanca takılabilmek size hayata karşı yalnız mücadele edebilmeyi, zorluklar karşısında kimseye ihtiyaç duymadan başınızın çaresine bakabilmeyi öğretir.Bunu ne kadar erken öğrenirseniz hayatınızda o kadar kolaylık yaşarsınız.Sizin için inanılmaz bir kazanım olur.Gelelim tek tabanca takılamayan dostlarımıza.Çok doğal.Fakat eğer tek tabanca takılamıyorsanız size yalnızlığı öneremem zira yalnızlık sizin için seçim değil bir zorunluluk olarak yaşanır.Bu da sizi olumsuz etkiler.Tek tabanca değil çift tabanca takılın.Yanınızda illa çok sayıda arkadaşınızın olması gerekmiyor.Tek bir yakın arkadaş size aradığınız güveni hissettirir ihtiyacınız olan özgüveni sağlar.Fakat bu arkadaşınızı seçerken bir önceki yazımda verdiğim tavsiyeleri de göz önünde bulundurmanız faydanıza olur.Gelelim sözün özüne.Yalnızlık eğer başa çıkabiliyorsanız sizin için bulunmaz nimettir, fakat başa çıkamıyorsanız bir an önce kurtulmanız gereken bir durumdur çünkü yalnızlığın size verdiği karşı koyamadığınız o berbat ''ben miyim yanlış olan?'' hissi sizi yer bitirir.Yalnız kalabilmek ya da kalamamak?Hangisine ait olduğunuzu yalnızca siz bilirsiniz.Kararınızı erkenden vermek yine sizin için büyük bir kazanımdır.

Arkadaşlık ilişkileri,güven? #4

2 numaralı yazımızda arkadaş gruplarına dahil olmanızı önermiştim.Peki arkadaşlık ilişkileri ve insana güven konusunda yorumun var mı?Elbette var.Öncelikle kimseye güvenmeyin.Nedeni ise her liseli gencin hevesleri kısa sürelidir.Yani bugün sizinle çok iyi anlaşan bir kişi,yarın en ufak hatanızda size s*ktiri çekebilir.Peki ne yapmalı?Elbette arkadaşlar edinin.Fakat onlara tam anlamıyla bağlanmayın.Her zaman bir açık kapı bırakın.Bırakın ki işler terse sardığında çekip gidebilmek için bir kapınız olsun.Peki bu açık kapı ne anlama geliyor?Demek istediğim bireylere bağlı kalmayın.Birden fazla arkadaşınız olsun.Yani;''Mert benim en yakın arkadaşım,asla ayrılmayız.Daha fazlasına ihtiyacım yok''diyip kendinizi diğer insanlardan somutlayıp sadece ''Mert'' 'e odaklanmayın.O arkadaşınızla bir sorun yaşadığınızda  ki yaşamanız muhtemel,dayanacak farklı arkadaşlarınız olsun.Yoksa yalnız kalırsınız,ortada kalırsınız.Lisede yalnız kalmanın nasıl bir durum olduğunu 2 numaralı yazımda açıklamıştım.Gelelim arkadaşlık ilişkilerine.Arkadaş edinin fakat yakınlaşmak için bir uğraş sergilemeyin.''Kanka gel sinemaya gidelim'' , ''kanka gel alışverişe gidelim şunu alıcam'' , ''kanka gel fotoğraf çekilelim'' tarzında gayet doğal girişimlerde bulunmayın.Bunlar çok doğal fakat arkadaşınızı gerecek,kasacak durumlardır.Yaşadıklarımdan biliyorum,bu durumlar arkadaşlığınızı hiçbir zaman iyi yönde etkilemez.Artık elde edinmiş gözüyle bakılırsınız ve 2.plana atılırsınız.Bu istediğiniz aktiviteler zamanı geldiğinde zaten kendiliğinden gerçekleşiyor.Bunların erkenden yaşanması için gösterdiğiniz uğraş,sizi olumsuz etikler.Gelelim sözün özüne.Demek istediğim tüm lise hayatınız boyunca asla unutmamanız gereken 2 şey var.Herkes gelir geçer ve kimseye güvenme.Evet herkes gidebilir ama ''şu'' asla gitmez, kardeşim gibi dediğiniz bir kişi vardır elbet biliyorum.Fakat emin olun ki bir gün o da gider.O zaman kabul etmek istemezsiniz öfkenizden fakat gerçek şudur ki evet yaşandı, evet o da gitti.O üzüntüyü hiç tatmamak için bugün bu söylediklerimi göz önünde bulundurun,aklınızda olsun.

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Özgün olmak? #3

İnsan bilmediğini merak eder.Gençler daha da meraklı olunca bilinmeyen onlar için büyük gizem uyandırır.Özgünlük,sıradan olmayan.Alışılmamış olan.Nadir olandır.Aslında her insan özgündür biliyor musunuz?Fakat bugün Kadıköy sokaklarında 2 tur atsanız göreceğiniz erkeklerde siyah tişört,siyah dar bir pantolon ve altında siyah beyaz old skool göreceğinize bahise girerim.Peki neden her insan özgün ise gördüğümüz her insan aynı?Cevabı popüler kültür.İnsanlarımız ne yazık ki korkak.Popüler kültürün köleleri her zaman korkaklar olmuştur.Kendi zevkini,iradesini ortaya koymaktan çekinir çünkü beğenilmesi risktir onun için.Beğenilmeme riski vardır.Bu riskten kaçar ve herkes tarafından hali hazırda beğenilmiş ''popüler kültüre'' ait düşünceyi,fikri benimser.Örneğin;''acaba şu mavi mont bana yakışır mı'' sorusunu soran insan bunun cevabını kendine veremediği zaman, ''neyse deri ceket herkese gidiyor herkeste var güzel duruyor'' fikrine itiyor kendini ister istemez.Özentilik kimsenin isteyerek başvurduğu bir yol değildir buna korku sebep olur o korkuyu ise toplum baskısı sağlar.Fakat eğer yeterince cesur olursanız.Kendi kararlarınızı alır ve bunların arkasında sonuna kadar durursanız, işte o zaman özgün olursunuz.İnsanlar sizi beğenir,beğenmese dahi özgünsünüzdür ve bu onlarda gizem uyandırır.Gizem çekicidir.Cesaret çekicidir.Tüm dünyaya siyah tişört dağıtılsa,sadece size beyaz verilseydi.Bu sizi dikkat çekici yapmaz mıydı?Beyaz tişörtünüzü değerli kılmaz mıydı?Özgünlük engellenemez.Eğer bir şeyler başarmak istiyorsanız,bulunduğunuz okulda baskın karakterlerden biri olmak istiyorsanız bunun en önemli şartlarından birisidir özgün olmak.Aklınızdan çıkarmayın.Peki ne yapmalıyım?İç sesini dinle.Ancak o zaman özgün olursun.Özgün olmanın ilk adımı insanlara ne yapmalıyım? nasıl yapmalıyım? böyle mi? sorularını sormamaktır.Soruyu kendinize sorun,cevabı kendiniz verin!

Vasıf sahibi olmak? #2

Pekala.Şimdi lise dönemine yeni geçtiğinizi varsayalım.Şimdi hiç kasmadan,yorulmadan 4 senelik güzel,rahat ortamlarda bulunup sosyal bir 4 sene geçirmek istiyorsanız bunun en basit yolu vasıf edinmektir.Peki nedir bu vasıflar?Öncelikle spora karşı bir zaafınız var ise yeteneğinize göre okul futsal ya da basketbol takımlarına katılmak size gerek akademik gerek sosyal olarak yardımcı olur.Okul adına yarıştığınız için devamsızlık,not gibi konularda size ayrıcalık tanınır, sosyal açıdan ise tüm okul tarafından takımın bir parçası olarak tanınmak size popülarite sağlar.Müziğe karşı bir zaafınız var ise gitar,piano gibi enstrümanları çalmak size entelektüel bir görüntü kazandırır.Peki bir yeteneğim,zaafım yok ben ne yapacağım diyorsanız cevabı basit.Grup edinin.Liseli gençler zekidir fakat aptaldır da.Acımasızlardır.Yalnızlık en büyük korkularıdır.Lisede gençler hep bir gruplaşma,kutuplaşma arayışındadırlar ve yalnız kalana acımasızlardır.Ezik görürler.Dışlamazlar fakat hep bir ezik gözüyle bakarlar.Rahat bir lise dönemi geçirmek istiyorsanız bir arkadaş grubuna dahil olmak size çok yardımcı olacaktır.

Blogumun ana fikri,teması. #1

Öncelikle hepinize selamlar.Adım x, 17 yaşındayım.12.sınıfa geçtim.Her neyse açıkçası bu gereksiz bilgilerle sizi yormayacağım.Dobra bir insanım ve şunu belirtmek istiyorum ki burada benim kim olduğumun hiçbir önemi yok.Yalnızca yaşadığım tecrübeler,17yıllık hayatımda öğrendiğim dersler önemli.Size aktaracaklarım da bunlar.Peki bunu neden yapıyorum?İçinizden söyleniyorsunuz muhtemelen; ''ne boş adamsın olm,işin gücün mü yok?'' diye.Bunları yazmamın amacı, hayatım bugüne kadar pek kolay geçmedi.Bazı zorlukları ya okuyarak ya da yaşayarak öğrenirsiniz.Ne yazık ki ben bu tecrübelerin hepsini yaşayarak kazandım.Doğruları ve yanlışları yaşayarak öğrendim.İstiyorum ki henüz hayatı rahat geçen siz değerli okurlarım,bu b*ktan durumlara düşmeyin.Okuyarak yapmanız ve yapmamanız gereken her şeyi öğrenin.Yaşamak zorunda kalmayın.Sözün özüne gelecek olursak bu bir nevi kişisel gelişim blogu.Umarım ilginizi çeker.Burada amacım popüler olmak ya da farklı herhangi bir kazanım değil.Amacım belki yaşadıklarım hakkındaki yorumlarınız,belki başınıza benzer şeyler geldi, yorumumu istemeniz.Ne bileyim.Kazanmak istediğim sadece sizlersiniz.Bunu bir sisteme oturtana kadar ya da daha fazla okur kazanana kadar buraya aklıma geldikçe yazacağım.Kendinize iyi bakın.